Site Ekle - Reklam  Site Hakkında  E-Posta Grubu


Başlangıcından günümüze tüm kupalar...

 Ana Sayfa > Bir Fincan Kahve > Fıkralar
Mühendislik Fıkraları (Türkçe)  

İnşaatçinin Aşkı
Haberler

Projeler

Kariyer

Şantiye

Fiyatlar

Faydalı bağlantılar

Testler

Bilgisayar programları

Kütüphane

Bir fincan kahve

Ajandanız

Akademik Çalışmalar

E-Posta grubumuz

 


Yönetici ve Mühendis

Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri bir gün Newyork üzerinde balonla dolaşmaya çıkar. Aksilik bu ya, pusulasını aşağıya düşürür ve kaybolur.
İnmek için uygun bir yer ararken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve alçalır.
- Pardon. Ben neredeyim acaba? diye sorar.
- Yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin. der adam.
Yönetici sinirlenir:
- Sen mühendissin değil mi? diye sorar.
- Evet. der adam. Nereden bildin?
- Çünkü başım belada ve sana bir soru soruyorum. Verdiğin cevap 100% doğru fakat hiç bir işime yaramyor.
- Sen de yöneticisin değilmi?
- Evet sen nereden bildin?
- Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmusun. Pusulan yok, berbat durumdasın. Fakat bu şimdi benim suçum oldu.
 
"İnsan kaynakları" sayfalarında verilen ilanlarda yer alan slogan cümlelerin arkasında hangi gerçekler var? İlan veren şirketin dilinin altındaki nedir?

"Alanında lider olan kuruluşumuz için"
Zaten bu alanda dikiş tutturan firma çok az. Biz o firmalar arasında lideriz.

"Liderlik becerilerine sahip..."
Bir yönetici sorumluluğuyla davranacak, ancak ondan hem daha az kazanacak, hem de daha az saygı görecekseniz. işnize gelirse...

"Prim ve kar paylaşım esasına göre rekabetçi şartlarda çalışacak..."
Karı biz üst yönetim olarak bir kere kendi aramızda pay edelim hele. Bu rekabetci ortamda geriye bir şey kalırsa siz de paylaşırsınız.

"Eğlenceli bir ortamda çalışmak isteyen..."
Çalışanlarımız arada sırada çocuklarını da işe getiriyor. Her yılbaşı ortalığı krepon kağıtlar ve balonlarla süsleyen 3-5 salak da bizde çalışıyor. Bizim kadar eğlenceli şirket az bulunur.

"Kendisini ve etrafındakileri motive edebilecek..."
Yönetim olarak bizim sizlerin sorularını cevaplayacak ne zamanımız ne de motivasyonumuz var. Bu işi siz kendiniz yapacaksınız..."

"Prezantabl..."
Bayan adaylar için güzel bacak zorunluluktur. Tabii o bacakları prezante edecek bilgi ve görgü de gereklidir.

"Hızlı ve esnek çalışma temposuna uyum sağlayabilecek..."
Haftada 60 saat çalışıp 40 saatlik ücret alacak esnekliğe sahip birilerini arıyoruz.

"Müşteri memnuniyetini herşeyin önünde tutan..."
  Kendi mutsuz da olsa müşteriye güleryüz gösterecek, müşteriyi memnun etmek için ona nesi varsa sonuna kadar verebilecek saftiriklere ihtiyacımız var.

"Ücret tatminkardır..."
  Bu pozisyon için aklımızdan geçen ücreti kabul etmeniz bizi ziyadesiyle tatmin edecektir.

"Çözüm üretici, sorunların üstüne gitmesini bilen..."
  Tepeden tırnağa kaosa batmış bir şirkete adım atmak üzeresiniz.

"Geniş beceri ve yetenekleri olan..."
  Geçen ay işten ayrılan üç kişinin de işini yapacak, hepsinin yerini dolduracak
 
Duvarcı Ustasının Mektubu
 
Sayın şantiye sefim;
 
İs kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli gormeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur. Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. Inşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tugla artmıştı. Yaklasik 250 kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlalari aşağıya indirmek gerekiyordu. Aşagı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım, altıncı kata çıktım. Ipi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi cekerek varili altıncı kata çıkardım. Ipin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuglaları varile doldurdum. Aşagı indim, bağladığım ipin ucunu cözdüm. Ipi cözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasil bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogramlık varil süratle aşağıya duşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Yolun yarısında dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın bu sırada kırıldıgını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı. Parmaklarım da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere carpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille carpıştık. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı. Can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Başımı yukarı kaldırdığımda bos varilin süratle üzerime geldiğini gördüm. Kafatasımın da boyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım. Cenab-i Hak'tan tüm kullarını böyle görünmez kazalardan korumasını diler, hürmetle ellerinizden operim."
Duvarcı ustanız
 
Marangozun Hikayesi
 
Yaşlı bir marangozun emeklilik cağı gelmişti. İşveren muteahhidine, calıştığı konut yapım işimden ayrılmak ve eşi, büyüyen ailesi ile birlikte daha ozgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Çekle aldiğı ücretini elbette özleyecekti. Emekli olmak ihtiyacındaydı, ne var ki.
Muteahhit iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü. Ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev daha yapmasını rica etti.
Marangoz kabul etti ve işe girişti, ne var ki gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandi.
Kendini adamış olduğu mesleğine boyle son vermek ne talihsizlikti!..
İsini bitirdiginde, isveren, evi gozden gecirmek icin geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı.
"Bu ev senin" dedi, "sana benden hediye".
Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı! Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman onu boyle yapar mıydı!
Bizim icin de bu boyledir. Gun be gun kendi hayatımızı kurarız. Çogu zamanda, yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da, şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız. Eğer tekrar yapabilsek, çok daha farklı yapariz.
Ne var ki, geriye donemeyiz.
Marangoz sizsiniz. Her gun bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. "Hayat bir kendin yap tasarımıdır" demiştir biri.
Bugun yaptığınız davranış ve seçimler, yarın yaşayacağınız evi kurar. Oyle ise onu akıllıca kurun.
 
Bitmemiş Senfoninin Analizini Verimlilik Uzmanı Yaparsa
 
Bir sanayi şirketinin Genel Müdürü ve aynı zamanda bir Kultur Vakfinca kurulan Senfoni Orkestrasi'nin Yönetim Kurulu Başkanı, o ayın konseri olan SCHUBERT'in "Bitmemiş Senfonisi'ne gidemediğinden yerine şirketin verimlilik uzmanını gönderir. Ertesi hafta, verimlilik uzmanından bir
teşekkür ve değerlendirme raporu alir
 
"Sayın Genel Müdürüm"
* 4 Obuacı, konserin önemli bir zaman diliminde boş oturmuşlardır. Bunların sayısı azaltılmalıdır ve dığerlerinin konsere daha çok katkısı sağlanmalıdır.
* 12 kemancı aynı anda aynı hareketleri yapmakta, aynı notaları seslendirmektedir. Burada da personel tasarrufu şiddetle tavsiye ediyorum.
* Ozellikle 16'lık notaların çalınması oldukça gereksizdir. Çünkü izleyeciler 8'lik notalarla 16'lık notalar arasındaki farkı anında hissedememektedirler. Dolayısıyla 8'lik notalarla eser icra edilmeli, yüksek
ücretli keman ustaları yerine stajyerler kullanılarak masraflar düşürülmelidir.
* Yaylı sazlarla işlenen pasajların, nefesli sazlarla tekrarının yol açtığı gereksiz duplikasyonlar önlenebilir. Boylece 2 saatlik konser de 20 dakikaya inmiş olur.
* Eger SCHUBERT bütün bunları bilmiş olsaydi, Bitmemiş Senfoni, bitmiş olurdu.
 
Saygilarimla....."
 
Bir yazılım mühendisi, bir donanm mühendisi, bir proje yöneticisi bir araya gelince
 
Bir yazılım mühendisi, bir donanım mühendisi, bir proje yöneticisi arabayla bir toplantıya gidiyorlarmış, dik bir yokuştan aşağıya inerken birden frenler patlamış, hepsi kesin bir kazanın korkusuyla bağırışırlarken şans eseri araba yokuşun sonundaki bariyerlere çarpıp durmuş. Hepsi
derin bir ohh çekerek arabadan inmişler. Ama yolun ortasında frenleri patlak bir arabayla kalakalmışlar, gelen giden de yokmuş proje yöneticisi "hemen bir toplantı yapalım" demiş, kendimize bir hedef belirleyelim, proje aşamalarını gözden geçirelim, değişen şartlara göre dinamik olarak değişen bir çalışma ve takım ruhu içerisinde işe başlarsak bu sorunu halledebiliriz" demiş.
> Donanmcı "yok, bu çok uzun sürer benim yanımda İsviçre çakısı var, ben şimdi frenlerdeki sorunu
bulur hallederim" demiş. Yazlmcı "bi dakka bi dakka" demiş, "neden arabayı yokuşun tepesine geri itip, sorunun tekrar oluşup oluşmayacağına bakmıyoruz"
 
Mermer Ustasının Hikayesi  (Çok Eski Bir İbrani Hikayesi)

Bir zamanlar dağda, kızgın guneşin altında,mermer taşlarını yontmaktan bezmiş bir mermer yontucusu varmiş.
"Bu hayattan bıktım artık...Yontmak!...Bu yakıcı güneş!...AH!.. Onun yerinde olmayı ne kadar cok isterdim, orada yukseklerde herşeye hakim olacaktım, ışınlarımla etrafı aydınlatacaktım." diye söylenir dururmuş yontucu... Bir mucize eseri olarak dileği kabul olunur ve yontucu o an gunes olur. Dileği kabul edildiği icin cok mutludur. Fakat tam ışınlarını etrafa yaymaya hazırlandığı sırada ışınlarının bulutlar tarafından engellendiğini fark eder.
"Basit bulutlar benim ışınlarımı kesecek kadar kuvvetli olduklarına göre benim güneş olmam neye yarar!" Diye isyan eder.  "Mademki bulutlar guneşten daha kudretli bulut olmayı tercih ederim.'' O zaman hemen bulut olur. Dünyanın üzerinde uçuşmaya baslar, oradan oraya koşuşur, yağmur yağdırır fakat birden bire rüzgar çıkar ve bulutları dağıtır. 
"Ah, rüzgar geldi ve beni dağıttı, demek ki en kuvvetlisi o oyleyse ben rüzgar olmak istiyorum." diye karar verir.  Ve dünyanın üzerinde eser durur, firtınalar estirir, tayfunlar meydana getirir. Fakat birden bire önünde kocaman bir duvarın ona mani oldugunu gorur. Çok yüksek ve çok sağlam bir duvar. Bu bir dağdır.
"Basit bir dağ beni durdurmaya yettiğine göre benim ruzgar olmam neye yarar." Der. O zaman dağ olur. Ve o anda bir şeyin ona durmadan vurdugunu hisseder farkına varır ki, kendinden daha guçlu olan
şey, onu içinden oyan sey... Kucuk bir mermer yontucusudur
 
Mantık Bilim Para
 
Bu denkleme dikkat !!
 
Asağıdaki bilimsel açıklama ilginizi çekebilir...
Mantık!...Bilim ve para!..
Neden ilkokulu zor bitirmiş bazı iş adamları, ünlü profesorlerden fazla para kazanırlar?
 
İşte cevabı burada
Birinci hüküm:Bilgi güçtür
İkinci hüküm:Zaman paradır
Şimdi bu iki hükme itirazınız var mı? YOK O zaman devam
Fizik bilminde kanıtlanmıştır ki:
Güç = İş/Zaman
Şimdi Bilgi = Güçtür birinci denklemine göre
Zaman = Para ikinci denkleme göre
Bunlari denklemde yerine koyalım
Bilgi = İş/Para olur
Buradan parayı cekersek...
Para = İş/Bilgi
Bu formulde bilgi sıfıra yaklaşırsa para sonsuza doğru uzanır.
Sonuc: Ne kadar az bilirsen o kadar Çok kazanırsın ya da Sabit bir para,bir maaş alabilmek için,bilgin ne kadar fazlaysa,o kadar fazla iş yapman gerekir.
 
 

 

 

 

 

 


Eğitim - Firmalar - Yapı malzemeleri - Uygulamalar - Mimarlık Mühendislik - Konulara göre indeks - Mevzuat - Mesleki Kuruluşlar - Dünyadan Linkler - Fuarlar - Proje Yönetimi - Yapılar - Ünlü Mühendisler - Diğer